Işık Tutanlara

Bir bilet,

Nereye olduğu veyahut ne bileti olduğu mühim değil.

Bir tiyatro,

Bir sinema,

Bir yolculuk bileti olabilir,

Yeni bir sayfa açacak bir bilet.

 

Bir kitap,

Ne türde veyahut kimin olduğu mühim değil.

Bir roman,

Bir hikaye

Bir şiir kitabı olabilir,

Yeni bir ufuk açacak.

 

Bir defter,

Çizgili veyahut kareli olması mühim değil.

Yeter ki fikri hür bir insanın elinde dursun.

 

Tüm bunları öğrencisine sağlayan bir öğretmen,

İşte mühim mesele budur dostlarım.

Bir öğretmendir kapkaranlık bir yolda ışık olan…

IMG_20191130_085646_050

Ziyade Olsun

Vakitsiz bir süredir kağıt ve kalemle bakışıyoruz. Benden bir şeyler yazmamı istiyorlar. Oysa ben gelişine bu kadar hayret içindeyken, gidişine bir şey diyemiyorum. Elbette vardır söylenecek bir kaç söz ama biz son konuşmamızda o kadar çok sustuk ki söylenecek bir şey kalmadı. Bazen iyi ki sustuk diyorum. Zira bir kelime daha etseydik ağlardım. Boş yere gözlerimiz tuzlanacak, ayarları bozulacaktı. O gözlere gülmeyi en çok yakıştıran sendin oysa. O gözler şimdi doğup büyüdüğü eve bile yabancı olma halini izliyor. Beni hayallerime yakınlaştıran da uzaklaştıran da sendin. Öyle ya bu kısacık ömrümüzde hayal kurma mertebesine de eriştik. Sonuçta her gerçek altında bir hayal unsuru barındırır. Bu gece seninle son kez hayal kuruyorum. Ve söz veriyorum. Bugün değilse yarın. Yarın değilse ertesi bir vakitte. Bir gün bu ağaç sesleri ve nikotin kokusu ile kurduğum hayaller gerçeğe dönüşecek. Elbet bir gün duyacağım yahut hissedeceğim alkışlarını. Ardımızda kalan ise bir hoş gülümseme olacak. Öyle ya yaşanılan her şey bir gülümsemeden ibarettir. Elimizde kalan tek şeydir o yanağımızdaki ufak kırışıklık. O kırışıklıklara bir çizgide sen ekledin. Ziyade olsun ben kalkıyorum.

Bu Sokaklar

Yürümeyi daha yeni öğrenmiş bir bebektim Suriçi’ne geldiğimizde. Ya da yürüyemiyordum, hatırlamıyorum sonuçta. Kendimi bildim bileli buradayım. Bu sokaklar ben’im ve aynı zamanda benim. Sokaklarında erkeklerin top oynadığı, kızların solucan seksek oynadığı bu sokaklar ben’im. Bu sokaklardır ki İstanbul’un en eskisi. Bu sokaklardır İstanbul’un yerlisi. Sokaklarında kilise çanı ile ezanın senfonik bir uyum oluşturduğu yerdir Suriçi. En saf, naftalin kokulu aşkların yaşandığı sokaklardır bunlar. Bu sokaklardır ayağı tökezleyeni, gözü dalanı yutan, köşebaşları tutulmuş olan sokaklardır bunlar. Bir yanında çocuk çığlıkları bir yanında hastane kuyrukları olan sokaklardır bu sokaklar. Eczaneler arasında ilaç peşinde koşulan sokaklar ile okul çıkışı öğretmenlerden kaçarak sigara içilen sokaklarla aynı sokaklardır bunlar. İlk aşkın ve ilk terk edilişin yaşandığı sokaklardır. Köşebaşlarının sevda ile tutulduğu, bir pencere altında yağan yağmur ile terbiye edilen gençlerin dolu olduğu sokaklardır. Aniden taşınan arkadaşın ile hiç yerinden kımıldamayan seni yıllar sonra karşılaştıran sokaklardır bunlar. Kula minnet etmeyenler ile bir anda altında yüz milyonluk araba çeken gençlerin olduğu sokaklardır. Kimisinin umudu yerle yeksan olur, kimisi sokak aralarından denizi fark eder…

Suriçi

Her Şey Zamanla

Bağışla beni. Biraz tez canlıyım haklısın. Oysa bazı şeyler aceleye gelmezdi. Zamana yayılmalı bazı şeyler. Ne derler “Her şey zamanla”. Sindire sindire yaşanmalı bazı şeyler. Maazallah fazla duygu birikimi hazımsızlık yaratır. Gerek yok şimdi böyle şeylere. Oysa vakitsiz yaşamaktayım ben. Bizim ebe kıçıma vurmak yerine sırtıma vurmuş. Hadi koş bakalım dercesine. Demiştim sana emeklemekten önce yürümeyi öğrendim diye. Gel gör ki her şeyin ilacı olmasına rağmen, bizi bu kadar yoran kişi de zamandır. Oysa ben bu koşturma arasında beni öptüğün anlarda zamanın durduğuna yemin edebilirim. Bunun en mantıklı açıklaması bu olmalı. Aslında beraber olduğumuz o iki saatte zaman duruyor ve biz 2 ay gibi yaşıyoruz. Ömrümüzden ömür gidiyor ama biz fark etmiyoruz. Herkes hayatına devam ederken biz işte o anda takılıp kalıyoruz. Nem kapıyor saatin kumları. Şimdi ile sonra arasında sallanıp duruyoruz. İşte bu yüzden bu kadar değerli oluyor ve özleniyor o anlar. İşte bu yüzden bu kadar alışmışlık. Bu kadar bir olma hali. Sanki sen hep varmışsın gibi. Sadece bir ara gittin ve şimdi geri geldin. Ve gelişin ile tüm dünyada sevmek legal bir hale döndü.

Çarşaf

Anlatılması Gerekenler

Tahminen ne zaman gelirsin? Bugün mü, yarın mı? Zira ben bunalmak üzereyim. Dış güçler tarafından inşa edilen duvarlar üzerime üzerime gelmekte. Tahminen ne zaman yıkarız duvarları? Anlatmam gereken o kadar çok şey var ki. Düştüğüm ilk anı, hatırladığım ilk gözyaşımı, çocukluğumun geçtiği sokakları anlatmam lazım sana. Beraber geçmemiz lazım o sokaklardan. 35A’yı anlatmam lazım sana. Suriçinin yangınlarını anlatmam lazım. Kilise çanlarının ardından okunan ezan sesini anlatmam lazım özellikle. İlk aşkımı anlatmam lazım sana. Evet eskilerden de bahsetmek lazım. Bilhassa önemli olan onlar. Onlar getirdi beni sana. Onlar öğretti senin ne kadar değerli olduğunu. Anlatmam gereken o kadar çok şey var ki. Ne kadar zamanımızın kaldığı muallak. Geriye kalan hayatımızdır bugün.

Virane

Beraber

Ansızın girdin kalemim ile kağıdım arasına.

Dökülen her mısra sana düştü.

Kalem yazdı, kağıt hissetti.

Ben sadece tercüman olabildim.

Vakitsiz geldiğindendir ki hazırlıksız yakalandım, ortalık karışık biraz.

Biraz yorulacaksın, yorulacağız.

Elbet düşeceğiz de bu yolda yürürken.

Lakin yine biz kalkacağız ayağı hiç düşmemişçesine.

Biz olacağız bu gecenin sabahında güneşin doğuşunu izleyen.

Biz olacağız en güzel sabahların o kahvaltı sofralarında.

En sonunda, biz olacağız.

Oturup konaklayacağız çıkmaz sokakta bulunan Çıkar Otel’inde.

Şehr-i İstanbul

Daimi Yolcu

Yolda olmanın en güzel yanı; yolda olmak. İşte bu yaşadığımız gün bütün hayatımız. Düne üzülmek, yarına karalar bağlamak yerine yola çıkmak lazım. Hayat, zaman isimli dostu ile beraber yanımızdan gelip geçiyor. Yakalamak elde değil. Ancak hayatı yaşamak elimizde. Yaşamayı sevmek. Her günün bir yolculuk olduğunu ve esas meselenin yolculuğun devamı olduğunu kavramak lazım. Kimsenin durmadığı yol üstü restoranlarına uğramak lazım. Gelip geçmek mesele değil. Mesele yolda olmak. En kötü bir sonraki sağdan sapar, yeni bir yola bağlanırız. Yolda olmanın en güzel yanı; yolda olmak…

Sistanbul